Doğu ve Güneydoğu illerinden her sene fındık toplamak için umut yolculuğuna çıkan işçiler Karadeniz'e gelmeye başladı. Her sene ırmak yatağında konaklayan işçiler, bu kez deniz kenarında konakladı...
Fındık sezonunun 3 Ağustos'ta başlaması ile birlikte yöremize gelen Doğulu işçilerin haberlerini sıkça okur olduk. Çocukluğumu Medreseönü'nde geçirmesem de her yaz fındık zamanı gittiğimiz köyümüzde fındık işçilerinin haline ben de sıkça şahit olmuştum.
Kimisi deniz kenarındaki çadırlarında, kimisi kendilerine ayrılan odunluklarda, ekmek parası kazanmaya çalışan işçiler. Türkler, Kürtler, Çingeneler ve daha pek çoğu. Hepsinin tek derdi üç kuruş ekmek parası kazanmaktı.
Ben o yıllarda en dini bütün, yaşlı, toprak sahibi amcalarımızın bile bu işçileri hor gördüklerine içim acıyarak şahit olmuştum. Pekçok insan yazın memleketimize gelen bu insanlara yabancı gözü ile bakıyorlardı ve onları öteki olarak görüyorlardı.
Bu sene de geçen seneki gibi fındık işçilerimiz geldi. Herkesin derdi fındığını bir an önce toplamak ve paraya dönüştürmek. Önümüzdeki 1 ay boyunca fındık bahçelerinde ne güzellikler ne mücadeleler yaşanacak... Hepimiz her şeyden önce şunu unutmamalıyız ki hepimiz insanız ve ekmeğimizin derdindeyiz. Yöremize gelen bu insanlarda bizim insanımız, onlarla omuz omuza verip güzel bir fındık sezonu geçirmeliyiz. Ve el ele vererek hem kendimiz hem de ülkemiz için kazanmalıyız.
Unutmayalım farklılıklar bizim zenginliğimizdir.

